Asr-ı Saadet’e bakıldığında, Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu ışıktan düsturunun sahabe-i kiram efendilerimizin hayatlarında çok önemli bir yer teşkil ettiğini ve bu lâl u güher söz istikametinde nice hâdisenin vukû bulduğunu görebiliriz. Meselâ Hazreti Ömer (radıyallâhu anh), Yermük savaşında Hazreti Halid’i azledip huzuruna çağırdığında şu ifadeyle sözüne başlamıştı: “Ey Halid! Allah şahid seni çok seviyorum.” Hazreti Ömer’in diğer insanların yanında, bir topluluk içinde Seyyidinâ Hazreti Halid’e bu şekilde bir hitapla sözüne başlaması, daha sonra söyleyeceklerinin hüsn-ü kabul görmesi adına çok önemli bir referans olacaktır. Ayrıca azledilişi dolayısıyla Hazreti Halid’in içinde oluşabilecek muhtemel ukdeleri de ta baştan silip süpürecektir. O büyük halife sözlerine şöyle devam eder: “Ancak ey Halid! Halk elde edilen zaferleri senin şahsındabuluyor. Ben biliyorum ki, bu zaferleri bize ihsan eden Allah’tır. Bu sebeple seni görevinden azlediyorum.”3 Zaten Hazreti Halid’in akidesi de bu sözlere ters değildir ki, onlara karşı herhangi bir itirazda bulunsun. Hazreti Ömer bu sözleriyle şirke karşı ilan-ı harp ettiğini ortaya koyuyor; bunun üzerine Hazreti Halid de hemen onun yanında yerini alıyordu. İşte Hazreti Ömer’in Hazreti Halid’e olan sevgisini bu şekilde dile getirmesi ve sözüne böyle bir ifadeyle başlaması daha sonra söylenecek sözlerin teveccüh görüp hüsnükabulle karşılanması ve vahdet-i ruhiyenin teessüsü adına çok önemli bir vesile olmuştur.
Mübalağa – Meddahlık ve Natürel Sevgi
Dipnotlar
- 3 Bkz.: et-Taberî, Târîhu’l-ümem ve’l-mülûk 2/491; İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk 16/266; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-târîh 2/381.