Meselenin ayrı bir veçhesi de şudur: İnsanın, başına gelen gâileleri kendinden, kendi nefsinden bilmesi onun imanının kemalinden kaynaklanır. Nitekim Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de, “Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise nefsindendir.”4, “Başınıza ne musibet geldi ise, o, ellerinizin kazancı iledir; kaldı ki Allah çoğunu da affediyor.”5 gibi âyetlerle bu hususa işaret etmiştir. Bu ve benzeri âyet-i kerimelere bakıldığında ve kâinatta cereyan edip duran hâdiseler süzülüp satır satır incelendiğinde görülecektir ki, o hâdiselerin hiçbirini rastlantıya vermenin, onların başıboş olduğunu düşünmenin imkânı yoktur. Yoktur çünkü bütün o hâdiselerin arkasında onlara hükmeden bir Hâkim ve onları en ince hikmetlerle varlık sahasına çıkaran bir Hakîm vardır. İşte Bediüzzaman Hazretleri bir insan-ı kâmil tavrıyla, maruz kaldığı bütün eza ve cefaların, katlanmak zorunda bırakıldığı bütün elemlerin sebeplerini dışarıda değil kendi içinde, başka bir ifadeyle Allah (celle celâluhu) ile olan münasebetlerinde aramıştır.6
İman Hizmeti ve Çocukça Beklentiler
Dipnotlar
- 4 Nisâ sûresi, 4/79.
- 5 Şûrâ sûresi, 42/30.
- 6 Bediüzzaman, Mektubat s.47 (On Üçüncü Mektup, Birinci Sual).