İçeriğe geç
Benimle müttefiktir bu recâda cümle ihvanım.
Aman ey kutb-ı ekrem, gavs-ı âzam, şah-ı devranım,
Nazardan dûr kılma bendegânı, gözde sultanım.”

sözlerini ben, onun huzurunda dinlemişimdir. Ketencizâde, Erzurum’da onunla aynı dönemde yaşamış bir zattır. Emsal arasında tenafüs olabilir. Fakat o, tenafüsü ayaklarının altına almış ve âdeta onun üzerinde raks ediyor gibiydi. Evet, kim söylerse söylesin, şayet söylenen söz hak ise, o bu söze selâm dururdu. Aynı şekilde, Seyyid Nigarî Hazretleri’ne ait olan,

“Cânan dileyen dağdağa-i cana düşer mi;
Can isteyen endişe-i cânana düşer mi?
Girdik reh-i sevdaya, cünunuz, bize namus lazım değil.
Ey dil ki bu iş şâna düşer mi?” mısraları,

Bayburtlu Zihnî’nin;

“Vardım ki yurdundan ayak göçürmüş,
Cânan göçmüş ıssız kalmış otağı,
Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş,
Sakiler meclisten çekmiş ayağı.”

* * *

“Hangi dağda bulsam ben o maralı,
Hangi çölde soram çeşm-i gazalı,
Yavrusunu yitirmiş ceylan misali,
Gezer çölden çöle yoktur kararı.” sözleri,

Fuzûlî’nin;

“Beni candan usandırdı cefadan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı
Kamu bîmârına cânan deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı
Gâmım pinhan tutardım ben dediler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı
Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvadır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı”
243