İçeriğe geç

Nâm-ı Celîl-i İlâhî’yi dünyanın dört bir tarafına duyurma gayesiyle evini-barkını, yurdunu-yuvasını terk edip yollara dökülen insanlar da, esasında i’lâ-i kelimetullah vesilesiyle ayrı bir çizgide Hak rızasını elde etme yolunda bulunmaktadır. Hak yolunda olunduğunun mânen teyidi sayılabilecek bir emare olarak ifade etmek isterim ki; bu istikamette yürürken, şimdiye kadar yüzlerce, belki binlerce, bazen rüyada bazen de yakazaten Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) müşâhede edilmiş ve O’nun müjdesine mazhar olunmuştur. Mesela birisi diyor ki, mübarek bir gecede oturduk, sabaha kadar birkaç bin tane salât u selâm okuduk. Daha sonra Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi ekmelüttehâyâ ve ekmelütteslîmât) temessül etti ve “Ben bu hizmette sizin arkanızdayım.” dedi.

Başka bir arkadaş da yakazaten müşâhede ettiği şu hâdiseyi anlatıyor: “Kobralar arkadaşlara saldırıyordu ve arkadaşlar bir türlü onlarla başa çıkamıyordu. Fakat birdenbire kapı açıldı ve bazı nuranî insanlar içeriye girdiler. Başlarında da mübarek asasıyla Efendimiz vardı. O, kobraların başına bir darbe indirdikten sonra, ‘Korkmayın, biz sizin arkanızdayız.’ dedi.”

Aslında sübjektif olan bu türlü şeyleri anlatmaktan hicap duyuyor ve sıkılıyorum. Fakat meselenin benimle alâkası olmadığından, kimi zaman bu türlü müşâhedeleri ifadede de fayda mülâhaza ediyorum. İşin doğrusu ilâhî sevk ve inayet ile içinde bulunduğumuz hizmet dairesi açısından ben kendime hep şöyle baktım: “Şayet ben durduğum yerin hakkını tam olarak verebilse ve Cenâb-ı Hakk’ın lütfettiği imkân ve fırsatları değerlendirebilseydim, bu hizmet daha hızlı yürürdü. Daha hâlisane insanların elleriyle daha önemli işler yapılabilirdi.”

181