İçeriğe geç

Bu mevzuda daha pek çok sebep/virüs zikretmek mümkündür. Bunların her biri bir yönüyle zulme aralanmış birer kapı demektir. Bu kapılardan herhangi birini aralayan kimse, kendisini zulmün kucağında bulacaktır. Bu sebepledir ki, insan hem zulümden hem de zulme götüren yollardan fersah fersah uzak durmalıdır. Usûl-i fıkıhtaki tabirle ifade edecek olursak, bu mevzuda “sedd-i zerâi” gereği, insan kendini zulme sürükleyebilecek makam sevgisi, alkışlanma tutkusu ve korku gibi bütün zaafların kapılarını kapamalı ve arkalarına da sürgü üstüne sürgü sürmelidir. Nasıl ki, maddî hastalıklarda, temas yoluyla bize bulaşabilecek virüslerden uzak duruyoruz, öyle de bizi zulme ve zalimlere meyle sürükleyebilecek öldürücü virüslerden ta başta uzak durmak en selâmetli yoldur. Aksi takdirde insan hiç farkına varmaksızın zulme ve haksızlığa girebilir ki, bu da onun çok ciddi mahrumiyetlere maruz kalmasına sebep olur. Zira Cenâb-ı Hak âyet-i kerimenin sonunda zalimlere meyleden insanların Allah’tan başka velileri olmadığını ve onların nusrete de mazhar olmayacaklarını ifade ediyor. Çünkü onlar Allah’la münasebetlerini kaybetmiş kimselerdir.

Son bir husus olarak şunu ifade edeyim: Zalimlere meyletmeyi nehyeden âyet-i kerimeden hemen sonra وَأَقِمِ الصَّلَاةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذٰلِكَ ذِكْرٰى لِلذَّاكِرِينَ “Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilikler kötülükleri giderir. İşte bu, (Allah’ı) ananlar için bir hatırlatmadır.”43beyanıyla namazı ikâmenin emredilmesi oldukça mânidardır. Meseleye âyetler arasındaki münasebet açısından bakıldığında şunu söyleyebiliriz: İnsan, şeklî ve nazarî Müslümanlıktan kurtulup iç ve dış rükünleriyle namazı tastamam eda edebildiği ölçüde, zulmü hoş görüp zalimlere meyletmekten kendini korumuş olacaktır.

36 Hûd sûresi, 11/112.

56