İçeriğe geç

Tenkit noktası açık olmakla beraber, Kur’ân’ın ilmî bir tefsir denemesini yapan Tantâvî Cevherî’nin “el-Cevâhir” adlı tefsiri, kâinata ait bütün ilimleri anlatan geniş bir tefsirdir. Cevherî bu tefsirinde, kâinata ait neredeyse bütün ilimlerden söz etmiştir ki, bu yönüyle ona bir ansiklopedi diyenler de olmuştur.

Hayat-ı içtimaiyeye ait meselelere Kur’ân’dan bir bakış açısı getirerek Kur’ân’ı tefsire çalışan Allâme Kutub’un Fî Zilâli’l-Kur’ân’ını da zikretmeden geçemeyeceğim. Onun, tenkit edilebilecek yanları olmakla birlikte, bu önemli eserinde tefsire yeni bir bakış açısı getirdiği her zaman söylenebilir. Arapçasını okuyanların da idrak ve itiraf edeceği üzere, onun tefsiri, şiirimsi âhenk içinde kaleme alınmış bir tefsirdir. Türkçesinde maalesef bu şiiriyetin korunduğunu söylemek çok zor.

Bütün bunlara ilaveten sofiler içinde de, meselâ Muhyiddin İbn Arabî’den Kuşeyrî’ye birçok müellif Kur’ân’ı tasavvuf penceresinden tefsir edegelmişlerdir.

Kısaca ifade etmek gerekirse, tefsir adına hangi çağda Kur’ân tevil ü tefsire tâbi tutulmuşsa, bunların bütünü Kur’ân’ın enginliğini, eşsizliğini ve beşer havsalasından çıkamayacak kadar mükemmel olduğunu ortaya koymaktadır. Hangi saha olursa olsun, Kur’ân’ın muhakkak o sahada, her asrın idrakine söylediği ve söylettiği pek çok şey vardır. Tabiî burada tefsirleri nazara verirken, onları tarihi yönden de, teknik açıdan da sıralamaya tâbi tutmadığımız ortadadır. Zaten mevzuumuz da tefsirleri bu yönleriyle incelemek değil, Kur’ân’ın değişik devirlere göre nasıl yorumlandığını, ilim, fen ve teknik sahalarında dahi onun taptaze prensiplere sahip olduğunu göstermektir. Aksi hâlde böyle bir meselenin, beş-on sayfaya sığmayacağı herkesin malumudur.

295