İçeriğe geç

Dikkatle bakabilenler için bütün bu özellikler Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’da mevcuttur. Hatta onun her âyetinde bunlar vardır. Ama derinlemesine Kur’ân’a vâkıf olunmamışsa, yani eksiklik insandan kaynaklanıyorsa, hadisin yaklaşımıyla, Kur’ân bir vadide, insanlar da bir vadide hayat sürüyorlarsa,8 böyle bir topluma onun hidayet kaynağı olması düşünülemez. Müslüman milletlerin birkaç asırlık derbederliklerinin gerçek sebebi de bu olsa gerek. Bu perişaniyetin giderilmesi de, yeniden ümmetin Kur’ân’a yürekten dönmesine bağlıdır.

Eğer yeryüzünde Kur’ân düşüncesinin yeniden soluklanması isteniyorsa, onun insanla alâkalı yorumlarını, toplum telakkisini, Allah-insan-kâinat tefsirini bir kere daha incelememiz icap edecektir. Günümüze doğru gelirken Kur’ân’ın bu yönünün gerektiği ölçüde işlendiği pek söylenemez.. ve hele Kur’ân’ın psikolojik eksenli tefsiri, neredeyse hiç düşünülmemiştir. Oysaki bütün bu hususların insanla ne kadar alâkalı olduğu açıktır.

“Ruh veya nefis ilmi” dediğimiz psikoloji, insanın hakikî melekût ve ledünnî cihetlerini müştereken ele alması gereken bir ilimdir. Bugün Kur’ân’ın işte bu hususları da içine alacak şekilde tefsir edilmesine ihtiyaç vardır. Psikoloji ilmi, şimdilerde pek çok yeni şey söyledi ama insanı gerçek derinlikleriyle ortaya koyamadı. Hatta biraz daha cesurca bir tabirle ifade edeyim: Psikolojinin, Kur’ân’ı önüne almadan, insan psikolojisine ait, akl-ı selimi tatmin edebilecek esaslar vaz’etmesi ve söylemesi imkânsız gibidir.

298