Şimdi bütün bu kısımları sırasıyla arz etmeye çalışalım:
Kur’ân-ı Kerim, kıyas-ı temsilî usûlüyle makro âlemden misaller vermek suretiyle haşri ispat ediyor:
“Allah odur ki gökleri, görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti, sonra Arş üzerine istiva etti (bütün mülkünün, bütün yaratıklarının tahtına, yani yönetimine hâkim oldu, her şeyi düzenleyip yönetti), güneşi ve ayı iradesine boyun eğdirdi. Hepsi belli bir süre için akıp gitmektedir. (Yaratma) iş(ini) düzenler, âyetleri açıklar ki, Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanasınız.”2
Haşirle insanları yeniden diriltecek olan Cenâb-ı Hak semayı direksiz olarak tutmakta, koyduğu nizam ve intizam sayesinde de yıldızlar seyr ve seyahatlerine devam edebilmektedir. Siz bu muhteşem semanın direksiz bir şekilde hareket hâlinde olduğunu ve kendisinde hiçbir füturun müşâhede edilmediğini görüyorsunuz. Semayı böyle direksiz yükselttikten sonra Allah, Arş’a istiva buyuruyor ve hükmünü oradan infaz ediyor. Sonra da güneş ve ayı teshir edip âdeta istifade etme, faydalanma zimamlarını sizin elinize veriyor. Her şeyi bir hesapla yapıyor ve böylece size sonsuz ilminden hikmet pırıltıları gösteriyor.
Evet, gökte ve yerde olan bütün işleri düzenleyen, her şeyin alnında kudret mührünü gösteren Allah size haşri vaad ediyor; tafsil ettiği âyetleriyle size güç ve kuvvetini gösteriyor. Belki bütün bunları düşünür, tedebbür eder ve bir gün O’na kavuşacağınıza hakkalyakîn inanırsınız.
Gerçekte, biz ahirete inanırken, bütün rubûbiyet ve şuûnatıyla Kendisini gösteren ve hissettiren bir Allah’ın haşri dilediği şekilde var edeceğine inanıyoruz:
Dipnotlar
- 2 Ra’d sûresi, 13/2.