Evet, “Kalbleri tenvir edecek, aydınlatacak olan O’dur. Her şeyin zimamı ve anahtarı O’nun elindedir. O isterse her şey rahatlıkla olur. İstemezse, en rahat şeyler dahi çok çetinleşir.” Binaenaleyh bu ifade, Hazreti Yunus’un şahsında bizlere de bir şeyler söylemektedir. Günümüzde iç içe düşmanlar mü’minlerin etrafını çepeçevre sarmış; buna mukabil esbap bütün bütün sukût etmiş, inananlar ise âdeta eli kolu bağlı, mefluç durumda gibi bir hâlleri var. Bu açıdan onların dünya çapındaki düşmanları arasında kuvvet dengesi kat’iyen söz konusu değil.
İşte bütün bunlardan ötürü لَۤا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ ifadesi günümüzün mü’minine, “Allah’ım! Bu kadar ağır şartlar altında bütün zararlıları defetmek, bütün menfaatli şeyleri celbetmek Sana mahsustur. Aklı yukarılarda gezen, gözü istikbal ve ikbal hırsıyla dönen kimselere akıl vermek, Sana ait bir şeydir. Bu mevzuda bize de sabr-ı cemil ver.. إِنَّمَۤا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِۤي إِلَى اللّٰهِ ‘Sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum.’ (Yûsuf sûresi, 12/86) sözü ve soluğuna ‘lebbeyk’ diyen Sensin.” beyanı bizlere bu duygu ve düşünceyi ilham etmektedir. Mü’min, لَۤا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ derken hem bu mânâyı hem de bu sözün Hazreti Yunus’un hayatında nasıl o müthiş harikalara vesile olduğunu düşünmeli ve kendi hayatında da -inşâallah- pek büyük hayırlara vesile olacağına inanmalıdır.