İçeriğe geç
45. Bölüm

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”

Soru: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” âyetini nasıl anlamalıyız?

Cenâb-ı Hak (celle celâluhu), azamet ve celâliyle Habîb-i Edîbi’ne emrettiği “Habîb-i Zîşânım! Emrolunduğun çerçeve ve daire içinde hep istikamette ol!” (Hûd sûresi, 11/112) beyanı bizim için de söz konusudur. Fakir, bundan hareketle, Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) bir lahza olsun istikametten ayrıldığı şeklindeki bir düşüncenin kalbimi ne kadar dâğidâr ettiğini/edeceğini söylemeden edemeyeceğim ve bunu O’nun o pâk şahsiyetine karşı terbiyemin gereği görmekteyim. Evet, O (sallallâhu aleyhi ve sellem) doğduğu günden itibaren daima istikamet içindeydi. O’na (sallallâhu aleyhi ve sellem) çocukken ve çocuklarla beraber oynarken bakanlar bile, O’nun başka çocuklara benzemediğini ve istikbalde büyük bir adam olacağını anlarlardı. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), çocukken bile her zaman çok ciddi meselelerle meşgul idi. O, nazarıyla yer yer semâyı tarar, oradan kalbine doğan hakikatlerle tekrar yere dönerdi. Yer yer de nazarını zeminde gezdirir, yeni yeni düşünce hüzmeleriyle kalbine döner ve kalbinde ileride öreceği dantelâ çevresinde dolaşırdı. Bütün hayatı böyle nezih ve istikamet içinde geçmiş bir insana, فَاسْتَقِمْ كَمَۤا أُمِرْتَ “Sana nasıl emredilmişse öyle dosdoğru hareket et.” denilirken aslında bu, Rehber-i Küll’ün şahsında, ümmetine bir hitaptı ve فَاسْتَقِيمُوا كَمَۤا أُمِرْتُمْ “Size nasıl emredilmişse öyle dosdoğru olunuz ve dosdoğru hareket ediniz.” mânâsını mutazammındı.

200