İçeriğe geç
34. Bölüm

Sevk-i ilâhî

Soru: İçgüdü ne demektir?

Biz, içgüdü yerine “sevk-i ilâhî” demeyi tercih ediyoruz. Bizler, hayvanlarda bulunan o iç dinamiğe “sevk-i ilâhî”, insandakine de “sâika” derken, ehl-i gaflet buna, “sevk-i tabiî” yani “içgüdü” der. Mesela, çiftleşme zamanında hayvanların bu işi bilmesi bir sevk-i ilâhîdir. Aynı şey izafî çerçevede bitkilerde de söz konusudur. Arı, bir çiçeğin üzerine konduktan sonra kalkar başka bir çiçeğin üzerine konar. Bu şekilde konup kalkmakla çiçekler mâbeyninde döllenme vazifesine yardım eder; yani bir çiçekten erkek tohumu alıp dişiye götürür.

Tabiatta hiçbir şey körü körüne değildir. Aksine kâinatta ilâhî bir kanun hükümfermâdır. Hayvanlarda içgüdü derken bitkilere gelince bunu aynıyla söylemek mümkün değildir. Hatta bu faaliyeti bir anlamda hücre ve atomların hareketinde de görürüz. DNA öyle işler yapmaktadır ki, insan onun müthiş bir akla sahip olduğunu sanır. RNA bir kimyager gibi çalışır ve mühendislik harikaları sergiler. Demek ki hücrenin içindeki aminoasitlerde dahi böyle bir sevki görebiliriz. İnanç zaafı yaşayan bir kısım insanlar buna içgüdü diyebilirler. Biz Müslümanlar olarak bu meseleyi, tamamen insanı yaratan Allah’ın, insan hayatı ile alâkalı, onun bir kısım hayâtî vazifeleri görebilmesi için âdeta bir malzeme şeklinde onun mahiyetine yerleştirdiği “sevk-i ilâhî” şeklinde görüyoruz. Sevk-i ilâhî öyle bir mekanizmadır ki, varlık âleminde Allah’ın sevk etmesinin bir düğmesi mesabesindedir.

164