İçeriğe geç

Bunun dışında Yusuf Sûresi’nin ihtiva ettiği pek çok hakikat vardır. Mesela, bu sûrede sosyolojiye dair bir kısım hakikatlerden bahsedilmektedir. Beşerin tabiatında bulunan kin, haset ve nefret, kardeşler hakkında dahi bazı kimseleri bir kısım olumsuzluklara zorlayacak kadar müessir faktörler olması hususunda tabiî ve fıtrî bir hakikate ve bunun uhuvveti zedelediğine, aynı zamanda kâmil ve kümmelînden bir insanın da bu tür kötü davranışlara karşı nasıl davrandığına işaret edilmektedir. Binaenaleyh Efendimiz de bu ilhamla, ahali, Mekke Fethi’ni müteakip kendisine gelip de kardeşlerinin Hazreti Yusuf’a, “Vallahi de, tallahi de Allah seni bizden üstün kılmıştır (Doğrusu bizler suçlu idik).” (Yûsuf sûresi, 12/91) diyerek pişmanlıklarını ortaya koyduklarında, O zât-ı mümtaz da aynen Hazreti Yusuf’un dediği gibi, “Bugün sizi kınayacak, serzenişte bulunacak değilim! (Ben hakkımı helâl ettim, Allah da sizi affetsin).” (Yûsuf sûresi, 12/92) demiştir.[8] Bu şekilde kardeşleri Yusuf’tan özür dilediği anda onun takındığı tavır ne ise Efendimiz de, Mekke Fethi’ne kadar kendisine karşı yapılan kötülükleri müteakip özür dileyen Mekkeli müşriklere karşı aynı tavrı takınmak sureti ile kıssa-i Yusuf ile çok güçlü bir bağının bulunduğunu ifade etmiş oluyordu ki, en yakınlarından bile olsa beşerin haset, kin ve nefreti karşısında kâmil ve mükemmel bir insanın takınacağı tavrı sergiliyordu...

Aynı zamanda bu sûre, iktisâdî bir ders verip israfın zarar ve tehlikelerini anlatmakta.. rüyalar üzerinde durmakta.. ve kıyamete kadar gelecek mürşit ve mübelliğlerin bir bakıma uğrayıp geçebilecekleri bir Medrese-i Yusufiye’den de bahsetmektedir. Şayet Hazreti Yusuf, hakikatleri anlamada tabir ve tevil doruğuna ulaştıysa bu, onun kuyuya girmesinden ve hapishaneye duhûl etmesinden sonra olmuştur.

248