İçeriğe geç

Ashabın içinde istifham meydana getiren pek çok mevzu oluyordu ve Kur’ân, peyderpey nâzil olan âyetleriyle o istifhamların hepsine cevap veriyordu. Mesela, iman hakikatlerinin perçinleştirildiği Mekke dönemini müteakip, Müslümanların mücadele ruhunun geliştirilmesinin esas alındığı Medine’nin ilk dönemlerinde, ileride tesis edilecek site İslâm devletine ve aileye müteallik veya bizim bugün merak ettiğimiz hakâik-i kâinata dair bir kısım meseleler adına öğrenmek için pek çok hususun sorulduğu da oluyordu. Daha sonra kısa kısa dahi olsa, çapına göre ve mevsimi gelince bu hususların hepsine cevap veriliyordu. Kur’ân’da bir düzineden fazla يَسْأَلُونَكَ “Sen’den soruyorlar ey Nebi!” ifadeleri vardır ki bunlar hep Efendimiz’e sorulan hususları anlatmaktadır. Kur’ân’da on üç âyette, on beş defa[12] يَسْأَلُونَكَ iki âyette de[13] يَسْأَلُكَ şeklinde Efendimiz’e sorulan sorular bildirilmiştir. Mesela bunlardan bazıları: “Yetimleri sana soruyorlar.”,[14] “Sana enfâlden (harplerde alınan ganimetler) soruyorlar.”,[15] “Sana kıyameti soruyorlar”,[16] “Allah yolunda neyi infak edeceklerini sana soruyorlar.”,[17] “Sana Zülkarneyn’i soruyorlar.”[18] Bütün bu soruların çoğuna cevap verilmiştir. Ama kıyametin ne zaman kopacağı sorulduğunda, onunla alâkalı malumatın sadece Allah’a ait olduğu vurgulanmıştı.[19]

209