İçeriğe geç

Bugün, kendi medeniyetlerinin akislerini tarihe ve haritalara aksettiren bütün milletler, böyle bir değerlendirme ve tanzim etme ameliyesi, böyle bir terkip ve tahlil kabiliyeti, böyle bir metafizik mülâhaza ve mistik coşkuyla tarihin sayfalarında altı çizili yazılar hâline gelmiştir. Brahmanizmden Budizme, Yahudilikten Hristiyanlığa, ondan da İslâm’a uzanan çizgide dünya kadar millet, iman, aşk, metafizik mülâhaza beşiğinde sallana sallana toprağa, insana ve zamana âdeta cennetlik değerler kazandırmışlardır.

Ayrıca İslâm’ın gelmiş-geçmiş dinî ve lâdinî bütün düşünce ve sistemlerden farklı pek çok yanının olduğu da bir gerçek.. bir kere İslâm’ın dışındaki hemen bütün sistemlerde bir yenilenme söz konusu olunca, hemen dinin, o hareketin merkezinden uzaklaştırılmasına gidilmiştir. Müslümanlıkta ise, tamamen bunun aksine, din hep hareketin merkezinde önemli bir misyon yüklenmiş ve gerçekleştirilen her hamle, mutlaka onun ruh ve mânâsıyla beslene beslene istikbal vaad edici bir kıvama gelebilmiştir.

Yıllar var ki insanımız, bir şeyler yapmaya her yeltenişinde, dinin ruhundan hep böyle bir kıvılcım bekleyip durdu. Bugün, böyle bir kıvılcımın uzaktan parlaması ya da değişik motiflerle örülmüş görülen rüyası bile birkaç yüz seneden beri çürümüş canların kıpırdanmasına yetip arttı. Hele bir de, şimdilerde önemsiz gibi görülen, fakat aslında önemli olan gayretlerin neticeleri görülebilse, zannediyorum ümitler yeni bir “ba’sü ba’de’l-mevt”le gerilime geçecek, iradeler şahlanacak, gönüller imanla coşacak ve derken birkaç asırlık millî projeler bir bir gerçekleşecektir. Gerçekleşecektir ama, yolumuzu kesen bir kısım sun’î ve muvakkat güçlükler karşısında “pes” etmez, yerine getirme mecburiyetinde olduğumuz hizmetlerin dünyevî-uhrevî karşılığını beklemez, sadece ve sadece Hak rızasını düşünebilirsek…

18