İçeriğe geç

Üçüncü olarak, Kur’ân, bu mevzudaki işaretleriyle âhir zamanda olacak bir kısım hâdiselerden, cin ve ins için aynı derecede kıyamet olabilecek hâdiselerden bahseder. Mesela, zincirleme atomik reaksiyonlara sebebiyet verebilecek yanlış bir hareket, yeryüzünde bir kıyamet koparabilir. Bu, insin yanında cinnin de kıyameti demektir. Hâlbuki mevziî (lokal) kıyametler –mesela bir yerin sel felaketine veya zelzeleye maruz kalması, bir yere meteorun düşmesi– insanların başına gelen bela ve musibetler olsa bile cinler bunlardan korunurlar. Hâlbuki Kur’ân’ın bu tehdidi cin ve insi aynı safta tutarak, “Sizin başınıza bunlar salınıverecek.” derken her ikisinde de aynı derecede tesir icra edebilecek bir kıyametten bahsetmektedir. Bununla, yıldızların ve dünyanın artık yaşanmaz bir hâle geleceğini, kıyamet hengâmını, beşerin eliyle beşerin başına gelecek bela ve musibetleri haber verir.

Burada da inananlar için yine bir bişâret vardır. Zira kıyamet kopmasa likâ olmayacaktır. Biz mü’minler olarak hep likâ-i ilâhiyi (Allah’a kavuşmak) arzu ederiz. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadislerinde, “Kim, Allah’a kavuşma arzu ve iştiyakı içinde bulunursa, Allah da onu karşısına alıp iltifat etmeyi sever. Kim, Rabbin huzuruna çıkmaktan hoşlanmazsa, Allah onu karşısına almak istemez.”168 buyurur. Binaenaleyh O’nun likâ arzusu ve iştiyakı içinde çırpınan kimseler olarak mü’minler başlarında kıyametler kopsa, cin ve ins olarak mü’minler her şeyi mahv u perişan eden böyle bir kıyameti dahi nimet sayarlar. Zira Rabbilerinin huzuruna perde olan küre-i arz silinecek. Kudret-ilâhî önlerindeki bu taşı, kuvveti ve kudretiyle kaldıracak, onları kurb-u huzuruna alacak, Cennet’e koyacak ve nimetleriyle serfiraz kılacaktır. Bu noktadan da “Rabbinizin hangi nimetlerini tekzip ediyorsunuz?” denmektedir.

اَللّٰهُ أَعْلَمُ بِالصَّوَابِ، وَإِلَيْهِ الْمَرْجِعُ وَالْمَآبُ
224