Mescit yapımında herkes gibi kerpiç taşıyan,492 hendek kazımında herkes karnına bir taş bağlarken iki taş bağlayan,493 karşısına gelen ve mehâbetinden dolayı sıtmalı gibi titreyen bir adama: “Kardeşim, korkma, ben de senin gibi, anası kuru ekmek yiyen bir insanım.”494 diyen Allah Resûlü hiç şüphesiz insanların en mütevazisiydi.
Meclislerde otururken, büyüklük alâmeti olarak ayak ayak üstüne atıp öyle oturanlar, psikiyatrinin hangi dalında cinnetle bütünleşirler bilemem ama; onların ruhî yönlerinde ciddî bir eksiklik olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Allah Resûlü herkes gibi oturur ve herkes gibi davranırdı. Evet, O’nun her hareketi belli bir edep dairesi içinde cereyan ederdi. O, büyüklüğünü, her zaman yüzünü yere koymak ve seccadede gerilmek suretiyle gösterirdi.
مَنْ تَوَاضَعَ لِلّٰهِ رَفَعَهُ اللّٰهُ وَمَنْ تَكَبَّرَ وَضَعَهُ اللّٰهُ“Kim Allah için tevazu gösterirse Allah onu yüceltir. Kim kibirlenirse Allah onun burnunu yere sürter.”495
Tevazu ve mahviyet, insana iki kanat gibidir; onu yüceler yücesi bir âleme doğru pervaz ettirirler. Allah Resûlü, tevazuu sayesinde aşılmazları aşmış ve ebedlere kadar insanlığın lideri olmuştur. Zaman ve mekânın dar buudlarını aşan bu mümtaz ve seçkin liderin karşısına insanlar çok rahatlıkla çıkar ve söyleyeceklerini de rahatlıkla söylerlerdi. Çünkü kendisi de çok rahat bir insandı.
Müslim ve Ebû Dâvûd naklediyor: “Bir gün aklından zoru olan bir kadın geldi, Allah Resûlü’ne, ‘Yâ Resûlallah, Seninle bir işim var.’ dedi. Allah Resûlü onunla beraber yolun bir kenarına çekildi, sıkıntısını dinledi ve problemini çözdü.”496