İçeriğe geç

İşte, şefaat dairesini bu kadar geniş tutan Allah Resûlü, bakın başka bir hadisinde –ki zaten bizim üzerinde durmak istediğimiz hadis de budur– önce en uzak daireden başlayıp, en yakın daireye kadar, kavim ve kabilesine seslenerek şöyle buyuruyor: 726

“Ey Kâ’b b. Mürreoğulları! Nefsinizi Allah’tan satın almaya bakın; zira ben, ahirette sizin adınıza bir şey yapamam!

Ey Abdimenafoğulları! Nefsinizi Allah’tan satın almaya bakın; zira ben, ahirette sizin adınıza bir şey yapamam!

Ey Abdülmuttalipoğulları! Nefsinizi Allah’tan satın almaya bakın; zira ben, ahirette sizin adınıza bir şey yapamam!”

O gün, değişik kabile ve kavimler, içlerinden çıkan şair ve muhariplerle övündüğü ve bunları birer gurur vesilesi yaptıkları bir dönemde, Allah Resûlü’nün bu sözleri, mahviyet ve tevazu adına çok mühimdir. O ki, bir şair, bir muharip değildir. O, Kâinatın Efendisi ve son peygamberdir. Buna rağmen, kavim ve kabilesine, Allah (celle celâluhu) huzurunda bir şey yapamayacağını söyleyerek, onların, “Nebi bizden çıktı.” deyip kendilerini başkalarından üstün görme ihtimalini, daha işin başında söküp atıyor ve onlara sorumluluklarını hatırlatıyordu.

Kendisine en uzak kabile ve oymaktan başlayıp tedelli yoluyla en yakınlarına geldi ve: يَا صَفِيَّةُ عَمَّةُ رَسُولِ اللّٰهِ! لَا أُغْنِي عَنْكِ مِنَ اللّٰهِ شَيْئًا“Ey Allah Resûlü’nün halası Safiyye! (Sen de nefsini Allah’tan (celle celâluhu) satın almaya bak, zira ahirette senin adına da bir şey yapamam!” buyurdu.

916