İçeriğe geç

(Üsame, Zeyd b. Hârise’nin oğludur. Allah Resûlü, Üsame’yi çok sever ve yanından ayırmazdı. Hz. Hasan veya Hüseyin’i bir dizine oturtursa, çok defa öbür dizine de Üsame’yi oturturdu. Bir defasında hepsini birden kastederek: “Allahım! Bunlara merhamet et. Çünkü ben de bunlara şefkat ediyorum.” diye dua etmişti.43 Hayat-ı seniyyelerinin sonuna doğru Bizans’a karşı hazırladığı ordunun başına onu kumandan tayin etmiş ve senelerce önce babasının şehit düştüğü o topraklarda, Allah düşmanlarına hadlerini bildirme vazifesini ona tevdi etmişti.44 Ancak, Efendimiz’in sıhhî durumunun ağırlaştığını gören Üsame, orduyu durdurmuş ve Allah Resûlü’nün vefatına kadar hareket ettirmemişti.45)

İşte bu Üsame (radıyallâhu anh) diyor ki: “Bir gün Allah Resûlü’yle beraber bulunuyordum. O gün Efendiler Efendisi, Medine’nin yüksek binalarından birinin damına çıkmış, etrafı seyrediyordu. Bir ara:

إِنِّي لَأَرَى مَوَاقِعَ الْفِتَنِ خِلَالَ بُيُوتِكُمْ كَمَوَاقِعِ الْقَطْرِ“Şu anda evlerinizin arasında yağmur gibi fitnelerin dökülmekte olduğunu görüyorum.” buyurdular.46

O böyle deyip aramızdan ayrıldı.. O’nun arkasından sokaklar fitne seylâplarıyla inledi. Evet, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (radıyallâhu anhüm) hep bu fitnelerin kurbanı olarak şehit edildiler. Sanki fitneler de belâ ve musibetlerin diliyle Allah Resûlü’ne “Sadakte!” diyorlardı…

1. Fitneler

115