İçeriğe geç

Ve günü gelince denilenler aynen zuhur etti. Ömer, hain bir İranlı tarafından hançerlendi. Ömer’in hançerlendiği aynı gün, İslâm vahdeti de bağrından derin bir yara aldı. Hasım dünya hedefini çok iyi seçmiş ve insafsız avcı okunu tam hedefine isabet ettirmişti. Evet, onun vefatıyla fitneler âdeta sel oldu aktı ve İslâm âlemini istila etti. Elbette bu bir yönüyle hicrandı, ızdıraptı; fakat diğer yönüyle de hâdiseler diliyle tıpkı gökte, yıldızlardan “Lâ ilâhe illâllah Muhammedün Resûlullah” yazmak derecesinde bir delil ve burhandı…

2. Muzafferiyet

Buhârî’de ve Ebû Dâvûd’un Sünen’inde de Habbâb b. Eret’in (radıyallâhu anh) anlattığı şu hâdiseye şahit oluyoruz. Şimdi ondan dinlediklerimizi hulâsa edelim:

“Sıkıntılı bir dönemde Allah Resûlü, örtüsünü başına almış Kâbe’nin gölgesinde oturuyordu. Kim bilir yine hangi hakarete maruz kalmıştı.? O öyle bir dönemdi ki, bütün cahiliye âdetleri birer silah gibi Müslümanların aleyhine kullanılıyordu. Ben, o devrede henüz hürriyetine kavuşamamış bir insandım. Sahibimin ve diğer Mekke büyüklerinin bana reva gördükleri cefa ve işkence artık dayanamayacağım kerteye ulaşmıştı. Allah Resûlü’nü böyle yalnız görünce yanına yaklaştım ve: Yâ Resûlallah! Dua edip Cenâb-ı Hak’tan nusret ve yardım dilemez misin? dedim.” –Allah Resûlü’nün hemen ellerini açıp dua edeceğini düşünüyordu.. bir de Kureyş’e beddua etse diye bekliyordu..– Fakat Resûlullah, şunları söyledi:

117