İçeriğe geç

Evet, bu millet tarihî yerini aldığı zaman, biz, ahlâk-ı İslâmiye ve ahlâk-ı Kur’âniyeyi daha seviyeli ve daha inandırıcı olarak anlatma imkân ve fırsatını bulacağız. İşte o zaman, insanlık, ütopyalarda aradığı şeylerin hem de asırlarca önce yaşanmış olduğunu görecek ve hayret edecektir. Biz şimdilerde Eflatun’un Cumhuriyet’ini okuyor ve feylesofların, devleti nasıl idare ettiklerini öğrenmeye çalışıyoruz. Bırakın bunları, tarihte feylesofların aklının eremeyeceği şekilde devlet idare edildiği dönemler var. İşte bidayet-i İslâmiye ve işte şanlı Devlet-i Âliye! Göklerde melekler bir idare şekli kursalardı ancak o da bu kadar olabilirdi.

Ne var ki biz, İslâmiyet’i o seviyeden anlatacağımız âna kadar, milletler kulaklarını kapatacak ve bizi dinlemeyeceklerdir. Belki bir ölçüde, Kur’ân’ın nurunun kendi gücüyle, sızıp, bazı vicdanlara çarpması neticesinde, bir kısım kimseler Müslüman olsalar da, gerçek patlama, bu şanlı, şerefli ve muhteşem milletin bu yüce hakikati kendi kamet-i kıymetine uygun temsiliyle gerçekleşecektir.

59