B. Peygamber Efendimiz Ve Savaşları
1. Bedir ve Bedir’in Sebepleri
Ve işte böyle semavî bir ihtişamla Bedir’e gelindi.. ve artık, i’lâ-yı kelimetullah yaparken, yani Allah’ın (celle celâluhu) yüce adını, en masum duygu ve düşüncelerle etrafta neşrederken, O’nu engellemeye çalışan insanlara karşı son darbesini vuracaktı ve diyecekti ki: Bundan böyle, Allah adının dört bir yanda anılmasını engelleyemeyecek ve O’na açık sineleri baskı altına alamayacaksınız.
Evet, O’nun Nam-ı Celîli bir yere takılıp kalmamalı, bütün sinelere girmeli ve bütün gönülleri huzura kavuşturmalı. Bütün engelleri bertaraf etmek için, i’lâ-yı kelimetullah maksadıyla, “i’lâ-yı kelimetullah”ı esaret altında kalmaktan kurtarmak, onun yapılmasını bütün insanlıkça prensip olarak kabul etmek, fikir ve düşünce hürriyetine giden yolları açmak için, Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisine, Mekke’de insanca yaşama hakkı tanımayan o gözü dönmüş kâfirlere son darbesini indirecekti.
Ayrıca, Müslümanların, o güne kadar kazandıkları bütün mal ve menalleri ellerinden gitmişti. Zira, Allah Resûlü ve arkadaşları Mekke’den uzaklaştırılırken, beraberlerinde fazla bir şey götürememiş, mallarını mülklerini, servetlerini Mekke-i Mükerreme’de bırakmış, öyle hicret etmişlerdi. Ve Mekkeliler, Müslümanların gözlerinin önünde, bu malları develerin sırtlarına yükleyip, Şam’a, Yemen’e götürüyor ve satıyorlardı. Şimdi Medine civarından geçecek olan kervandaki mallar onlarındı ve bunu mutlaka almalıydılar.
Bir de, sağda solda Müslümanların önlerini kesen, onları tehdit eden, Müslüman olan herkese akı-karayı seçtiren, kimilerinin mızraklarla göğüslerini delen ve ciğerlerini dışarı çıkaran, kimilerini yurtlarından yuvalarından eden düşmanlar mutlaka sindirilmeliydi.