Allah Resûlü Hudeybiye’de mecburi duruş yaptı ve sahabeyi de durdurdu. Ashabına ve kendisine inananlara; kendi cesaretine, kendi müthiş imanına rağmen bunu yapıyordu. Biliyordu ki, Rabbine sığınarak bir kavgaya girse yine onları mağlup edecektir. Ancak O bunu yapmayıp bekleyecekti. Engelleme, belirgin hâle gelince, ashabıyla biat yenilemesi yaptı. İslâm uğrunda, ölmeye kadar her şeylerini feda etmek üzere biat aldı.125 Ve işte bu biata, yüce dergâhtan hoşnutluk sesi:
“Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, and olsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş, onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah güçlü olandır, Hakîm olandır.”126
Andolsun ki, Allah (celle celâluhu) mü’minlerden razı oldu. -Ki onlar ağaç altında Peygambere biat ettiler. Biatlar üstü bir biat- Onların kalblerinden geçenleri Allah (celle celâluhu) çok iyi biliyordu ve kalblerinden şu geçiyordu: Allah Resûlü “Öl!” derse öleceğiz, “Kal!” derse kalacağız, bize “Yürüyün Kâbe’yi tavaf edin!” derse tavaf edeceğiz, “Silahınız yok ama şu çelik orduya kendinizi çarpın!” derse çarpacağız.
Duygu yumakları bu olabilir ve daha fazlasını söylemek de bizi aşar.
Bu arada Allah (celle celâluhu) onlara sekîne inzal buyurdu.. ve onların bu civanmertliğine mukabil çok yakın bir gelecekte, O da, onlara apaçık bir fetih ihsan vaadetti. Evet Cenâb-ı Hak onlara, Kur’ân’da bunu vaadediyordu.