İçeriğe geç

Nuaym, hem Kureyş’in hem de Yahudiler’in itimat ve hürmet ettikleri bir insandı. Efendimiz, ona harbin bir taktik olduğunu söylemiş ve idare-i kelâm etmesine de izin vermişti. Nuaym, bu ruhsat üzerine Yahudiler’e giderek: “Kureyş sizi terkedecek ve Muhammed’le (sallallâhu aleyhi ve sellem) baş başa bırakacak. Düşünün o zaman hâliniz nice olur.? Eğer bu durumda kalmak istemiyorsanız, onların ileri gelenlerinden birkaçını rehin olarak yanınızda alıkoyun.” dedi. Onlar Nuaym’a olan itimatlarından dolayı bu sözlere kesin olarak inandılar.

Nuaym daha sonra Kureyş’e gitti. Onlara da: “Yahudiler Muhammed’le (sallallâhu aleyhi ve sellem) gizlice anlaştılar. Sizin ileri gelenlerinizden birkaçını rehin edip ona teslim edecekler. O da onlara ilişmeyecek. Sakın, sizden böyle bir talepte bulunurlarsa onların dediğini yapmayın!” dedi. Kureyşliler de Nuaym’a itimat ettiklerinden, onun bu tekliflerinden zerre kadar şüphelenmediler.

Kureyş ileri gelenleriyle Yahudi liderleri, bir gün bir araya geldiler. Her iki taraf ta birbirinden şüpheleniyordu. Evvelâ Yahudiler sözü açtı ve: “Siz başınız sıkışınca çekip gidecek ve bizi bu adamla baş başa bırakacaksınız. Teminat için bize birkaç rehin vermezseniz biz savaşı bırakacağız.” dediler. Kureyş, zaten böyle bir teklif bekliyordu. Nuaym’ın sözünü hatırladılar ve tabiî bu teklifi reddettiler. Onların reddi, Yahudilere de Nuaym’ı tasdik ettirdi. Böylece ittifak bozulmuş oldu ve Yahudiler harp sahnesinden çekilmeye başladılar.102

Nuaym Müslüman olalı birkaç gün olmuştu. Allah Resûlü’nün insanları tanımadaki isabetine bakın ki, hemen Nuaym’ın becerebileceği bir işi ona teklif etmiş, o da arızasız bu işi yerine getirivermişti.

269