İçeriğe geç

Nihayet, karşı cephe, 24.000 askeriyle Medine’ye yürümeye karar verdiler. Efendimiz, o müthiş haber alma sistemiyle, durumdan çoktan haberdar olmuştu. Ashabını topladı, harp tekniği hakkında onlarla istişare etti. Herkesin değişik teklifleri yanında, Selman-ı Farisî’nin teklifi ashabca hüsnü kabul gördü. Düşmanın taarruz etmesi muhtemel yerlere hendekler kazılacak ve hendek içinde müdafaa harbi yapılacaktı.

Bu taktik, o güne kadar hiç görülmemiş bir taktikti. Kureyş ve müttefikleri, Uhud veya Bedir gibi bir muharebe bekliyorlardı. Oysaki bu defa onları, yine hiç düşünmedikleri bir sürpriz ve farklı bir strateji bekliyordu. Efendimiz’in, etrafa yerleştirdiği askerlerle yapılan bu işlemden, çevredekilerin haberdar olması önlenmiş oldu. Zira askerler Medine ve civarında, kuş uçurtmuyordu. Hendek kazımı, dikkatli bir gizlilik içinde yerine getirildi. Nitekim küffar ordusu, Medine’ye gelip de karşılarında böyle bir hendek görünce şaşırıp kalmışlardı.

Efendimiz yanına 3000 insan almış, kendisi de bizzat işin içinde olmak üzere bu 3000 insanla hendek kazmaya başlamıştı. Kişi başına bir arşın hendek kazılacaktı. Onları, onar onar gruplara ayırmış ve böylece yine meseleye bir yarış havası vermişti. Derinlik, atıyla oraya düşen bir insanın, bir daha çıkamayacağı şekilde ayarlanacaktı. Genişlik ise, en mahir süvarinin dahi geçemeyeceği ölçüde planlanmıştı.88

Günümüzde bu hendek tamamen kapanmış durumda. İçinde bizzat Allah Resûlü’nün de kazma sallayıp, manivela kullandığı bu hendeği aslî hüviyetle görmeyi ne kadar arzu ederdik. Bugün hendeğin izleri olarak gösterilen yerler ne derece doğrudur, bilemeyeceğim. Ancak, bir erkân-ı harp buraları inceler ve gösterilen yere “Evet, burası olabilir.” derse, hendek diye gösterilen yerlerin üzerinde durulmaya değer.

260