İçeriğe geç

Evvelâ, karar verdikten sonra karardan dönülmesi, başka kimselere de baskı yapma ve fikirleri istikametinde zorlama düşüncesi verecekti ki, bu da fasit bir daire içine girilme demekti. Hâlbuki verilen karardan dönmek ve fertlerin duygu ve düşüncelerine göre durmadan karar değiştirmek, sıradan bir liderin dahi yapmayacağı bir yanlışlıktı. Elbetteki liderler lideri İki Cihan Serveri, böyle bir yanlıştan müberra ve münezzehti.. müberra ve münezzeh kalacaktı.

İkincisi: Eğer müdafaa harbi yapılır ve ezkaza bazı arızalar zuhur ederse, baştan bu işe gönüllü olmayanlardan çeşitli uygunsuz sözler duymak.. en azından böyle bir düşünce her zaman ihtimal dahilindeydi.

Üçüncüsü: Yapılacak müdafaa harbinde, elde edilecek her türlü ganimet, -kazanılacak şeref ve izzet de dahil- hiçbir zaman bir meydan muharebesindeki kadar olmazdı, olamazdı da. Bu da yine, gayr-i memnunların çıkış yapmalarına sebep olabilirdi.

İşte bütün bu ve benzeri sebeplerden dolayı Allah Resûlü şöyle buyurdu: “Bir nebi zırhını giydikten sonra, Allah onunla düşmanları arasında hükmünü vermedikçe, ona zırhını çıkarmak yakışmaz!…”40 Çünkü Allah O’na: فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ“İstişare ile karar verip azmettiğinde, Allah’a güven ve O’na tevekkül et!”41 buyurarak kararlılığı emrediyordu.

Evet, yoldaki her tereddüt, arkadakilerin kalbine korku ve tereddüt salar. Her yeni hareket halkı değişik fikirlere sevk eder ve teşettüt-ü ârâ (görüş dağınıklığı) olur. Bu da dağılıp çözülmelere yol açardı.

230