İçeriğe geç

Evet, Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem) hendek kazımında bizzat çalıştı.. ve O’nun bu davranışı, askerlere apayrı bir güç kaynağı oldu. Bazen onları yarışa sevk ediyor, bazen de hem ensara hem de muhacirîne iltifatta bulunuyordu.

Asker, açtı. Herkes karnına taş bağlamıştı. Allah Resûlü ise, onların önünde, iki taşla bu açlığı aşmaya çalışıyordu.89 Aslında ne açlık ne de susuzluk onların azim ve gayretine hiç mi hiç tesir edemiyordu. Coştukça coşuyorlar ve hep bir ağızdan şunları mırıldanıyorlardı:

عَلَى الْجِهَادِ مَا بَقِينَا أَبَدًا
نَحْنُ الَّذِي بَايَعُوا مُحَمَّدًا

“Bizler o kimseleriz ki, Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) biat ettik. Hayatta kaldığımız sürece cihad edeceğiz.”90 ve arkasından da:

وَلَا تَصَدَّقْنَا وَلَا صَلَّيْنـاَ
وَاللّٰهِ لَوْلَا اللّٰهُ مَا اهْتَدَيْنَا
وَثَبِّتِ الْأَقْدَامَ إِنْ لَاقَيْـنَا
فَأَنْزِلَنْ سَكِينَةً عَلَيْنَا

“Allahım, kasem olsun Sen olmasaydın, Biz asla hidayete eremezdik.. tasadduk edemez, namaz kılamazdık.

Sekîne indir üzerimize! Ve eğer düşmanla karşılaşırsak ayaklarımızı sabit kıl.”91

Efendimiz de onların bu sözlerine bazen iştirak ediyor ve şöyle diyordu:

فَاغْفِرْ لِلْأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرَهْ
اَللّٰهُمَّ لَا عَيْشَ إِلَّا عَيْشُ الْاٰخِرَهْ
“Allahım, ahiret hayatından başka hayat yoktur. Sen ensar ve muhacirîne mağfiret eyle!”92

Resûl-i Ekrem, safları tanzim ederken “Sel” tepesini arkasına almış, kadınları da sağlam sığınaklara göndermişti.93 Ben asker değilim ama, anladığım kadarıyla, Efendimiz’in bu taktiği bizzat yerinde ve uzun uzun tetkik edildiğinde en isabetli kararın, O’nun sırtını “Sel” tepesine vermede olduğu görülecektir. Bütün bu kararları Allah Resulü çok âni ve hiç beklemeden vermişti.. vermişti ve hepsi yerli yerindeydi.

261