İçeriğe geç

Eğer evrim geçerli olmuş olsa idi, Kur’ân, insanı, ilk varlık sahasına çıkışıyla birlikte anlatmaya hemen Âdem ve Havva’dan başlamazdı. Evrimcilerin iddialarını bir an için doğru kabul ettiğimizde, evrim gibi çok önemli ve varlıkta, bilhassa canlılar açısından asıl olan bir vak’adan mutlaka bahseder, hele hele evrim, bazı safdillerin iddia ettiği üzere, Allah’ın canlı hayatı yaratmadaki icraatının perdesi olmuş bulunsa idi, bunu, âyetlerinden biri olarak mutlaka defalarca nazara verirdi. Oysa Kur’ân, insanı anlatmaya doğrudan doğruya Hz. Âdem ve Havva ile başlamakta ve evrime hiçbir şekilde temas etmemektedir. Bazıları, İnsan veya Dehr sûresi olarak anılan sûrenin ilk âyeti olan, هَلْ أَتٰى عَلَى الْإِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْئًا مَذْكُورًا“İnsanın üzerinden, anılır bir şey olmadığı çok uzun bir zaman geçmedi mi?”19 âyetini, güya evrime delil zannediyorlar. Oysa bu, onun aksine delildir ve insan yaratılmadan önce geçen çok uzun zaman zarfında ortada insan diye bir şeyin olmadığını belirtmektedir. Evrim iddialarının yoğunluğu karşısında az sarsıntı yaşayan bazıları, bu âyeti, o uzun zamanda insandan bir eserin olduğu, ama henüz onun insan şeklinde anılmadığı şeklinde anlamaktadırlar ki, böyle bile olsa, insan Allah’ın ilminde, yani ilmî vücut olarak ve kader planında vardı ki, bunun biyolojik bir yanı yoktur. Âyete bir başka yaklaşımla, eğer insana bütün kâinatın çekirdeği olarak bakacak olursak, bu, daha çok insanın mahiyetine ait bir husustur. Ayrıca, çekirdek, bütün varlıktan, varlık ağacından öncedir ki, bu, evrimi bütün bütün nakzeder.

110