Haddizatında Maxwell’den evvel Faraday da elektromanyetik hamûlelerin boş mekân içinde hareket edemeyecek ve faal olamayacaklarını, mutlaka bir vasata muhtaç bulunduklarını düşündükten sonra, bulduğu kanunlarla bu hamûlelerin, enine dalgalı cereyanlar hâlinde dalgalanacağını ve bu dalgaların aynen ışık gibi aksetme, kırılma ve çift kırılmaya tâbi olacağını haber veriyordu. Maxwell ise, ışığın nispeten kısa elektromanyetik bir dalgadan ibaret olduğunu iddia ediyordu. Daha sonra ise Hertz yaptığı pek çok tecrübelerle, Maxwell’in nazariyesini ispat etti. Yani bir odanın herhangi bir köşesinde meydana getirdiği elektrik akımının odanın diğer köşesinde hiçbir irtibat vasıtası olmayan elektrik devresinde şerareler hâsıl ettiğini, bu dalgaların süratinin, ışığın süratine müsavî olduğunu gördü ki, bu dalgalara, adına izafeten Hertz dalgaları dendi. Aslında bununla bugün herkesin çok iyi bilip ve istifade ettiği radyo, telsiz, telefon esası keşfedilmiş oluyordu.