İçeriğe geç

Peygamber olmadan önceydi. Kâbe tamir ediliyor ve Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) de bu işte fiilen çalışıyordu. Zaten O bütün ömrü boyunca hep hayrın ve hayırlı işlerin yanında olmuştu. Amcası Hz. Abbas (radıyallâhu anh), eteğini omuzuna atmış ve taşın omuzunu zedelemesine mâni olmaya çalışmıştı. Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) omuzu ise iyice zedelenmişti. Hz. Abbas (radıyallâhu anh) kendi yaptığını Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) de tavsiye etti. Hâlbuki mahrem yerlerinden bir kısmı, böyle yapılınca açılacaktı. Bu tavsiyeye uyan Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) eteğini kaldırır kaldırmaz, birden gözüne melek göründü. Dehşetinden yere düştü. Bir daha da görülmesi uygun olmayan yerlerini hayatı boyunca açmadı.3 İşte O, ta işin başında böyle bir teminat altındaydı…

“Hayatımda” diyor Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), “İki defa düğüne gitmeye niyetlendim. İkisinde de üzerime öyle bir uyku çöktü ki, uyudum kaldım. Her ikisinde de uyandığımda düğünün çoktan bitmiş olduğunu gördüm.”4

Bunlar peygamberliğinden önce olan hâdiselerdir. Cenâb-ı Hak O’na hayatının hiçbir devresinde günah işleme fırsatı vermemiştir. Ve bu tamamen Allah Resûlü’ne ait istisnaî bir keyfiyettir.

Nasıl olmasın ki, O’nun daha çocukluğunda (O’na çocuk demekten de utanıyorum. O her zaman kâmildi.) sadrı açılmış ve melekler O’ndaki lümme-i şeytaniyeyi çıkarıp atmışlardı.5 Her insanda var olan ve şeytanın çeşitli oklarına hedef bulunan bu siyah nokta, Allah Resûlü’nden (sallallâhu aleyhi ve sellem) alınmış ve atılmıştı. Bize vesvese veren, kan damarlarımızda dolaşan şeytan,6 Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) semtine dahi yaklaşamıyordu. Evet O, müstesna bir insandı…

6