Evet, Duhâ sûresiyle hem müjde hem de müşriklere cevap veriliyordu: “Allah seni hiç terk etmedi. (Esasen şeytan onlara musallat olmaktadır.)” Velleyli sûresinden Vedduhâ sûresine geçerken de -zaten iki sûre arasında çok ciddî bir mutabakat var- önceki sûre “Allah seni razı edecek, hoşnut edecektir.”9 ile biter, bu sûrede de hemen “Allah seni hoşnut edecektir.”10 der.. ve bu iki sûre arasında tam bir birlik olduğunu ortaya koyar. Yani, dünyada ve ahirette sana öyle verecek öyle verecek ki, hoşnut olacaksın. Bu hoşnutluk mahkeme-i kübrada ve ahirette de devam edecektir. اِرْفَعْ رَاْسَكَ اِشْفَعْ تُشَفَّعْ سَلْ تُعْطَهُ Yani “Kaldır başını, iste, istediğin verilecek, şefaat et, şefaatin kabule karîn olacaktır…”11
Kimseye verilmeyen şeyler sana verilecektir. O dakikada sana “Habib-i Zîşân’ım, artık razı mısın?” diye sorulsa sen “Evet razıyım.” diyeceksin. Öyleyse: فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ“Sen yetime kahretme!”وَأَمَّا السَّائِلَ فَلَا تَنْهَرْ“Dilenciyi de kovma!”وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ“Rabbinin nimetini tahdis et!” Evet, şu mübarek ve muhteşem ümmete bak, tahdis et. Aradan 14 asır geçmiş olmasına rağmen peşinden gelenlere bak..!
Evet, Ravza-i Tâhire’ye girildiğinde, insanın içini bir his kaplamaktadır. Sanki Allah Resûlü hayatta da, huzuruna varılınca, O da görülüverecekmiş gibi olur. Bu ne eskimezlik!. Bu ne tazelik!. Bu ne yeniliktir ki, zihinlerimizde ve kalblerimizde, üzerinden 14 asır geçmiş olmasına rağmen, O (sallallâhu aleyhi ve sellem) vicdanlarımızda hâlâ taptazedir. Bugün O’na karşı duyulan saygı, O’nun daima vicdanlarda taptaze yaşadığını göstermektedir.