İçeriğe geç

Bir eğitim ve öğretim metodu olarak ezber, tam olarak tenkit edilemez. Meselâ, her Müslümanın, İslâmî ilimlerden belirli metinleri ezberlemesinde yarar vardır. Kelâm’dan, Fıkıh’tan ve Hadis’ten bazı metinlerin ezberlenmesi, bunların hayatımıza ışık tutucu mahiyetlerinden dolayı çok önemli ve gereklidir. İslâmî ilimler tarihine bakıldığı zaman, Aliyyülkârî ve Nevevî gibi pek çok kimsenin, Müslümanlar tarafından ezberlenmesi maksadıyla kırk hadisi bir araya getirdikleri görülür. Bu güzel uygulamaya dayanak teşkil eden husus da bir Müslümanın kırk hadis ezberlemesine dair bizzât Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) teşvikidir.208 Buna göre her mü’min, dinin esas ve erkânına dair en az kırk tane hadis bilmelidir. İşte böyle bir ezbercilikte zarar yoktur. Ama mütemadiyen, okuduğu şerh ve haşiyeleri ya da kitaplarda derkenar olarak kaydedilen hususları ezberleyen bir insanın muhakeme ve terkip kabiliyetinin azalarak zamanla ortadan kalkacağı da muhakkaktır.

Aslında medrese, kendi hâkim olduğu devirde bugünkü mekteplerden çok ileri bir fonksiyon eda etmiştir. O dönemde medreselerde fizik, kimya ve astronomi sahasında devrinin en mükemmel insanları yetişmiştir. Bağdat, Şam, Kahire ve Endülüs medreseleri bu vazifeyi hakkıyla îfâ etmişlerdir. Bu medreseler Batı dünyasındaki muadillerine göre birkaç asır daha ileriydiler. Meselâ, astronomiye dair meselelerin belli bir sistematiğe bağlanması üç asır evvel olmuşken, aynı şeyi Endülüs Müslümanları, tam sekiz asır evvel başarmışlardır. Yani arada tam beş asır vardır. Bugün bizler Batı dünyasından çeyrek ya da yarım asır geri bulunuyorsak onlar o zaman bizden beş asır geri bulunuyorlardı.

273