İçeriğe geç
35. Bölüm

“kaç İnsanın Kâtilisin?”

Soru: Çeşitli sebeplerle aramızdan ayrılan kardeşlerimizle yeniden irtibat kurmanın usûlleri nelerdir? Böyle bir şeye sebep olmanın vebali var mıdır? Ayrılanlara terettüp eden bir mesuliyet var mıdır?

Cevap: Ulemâdan biri birgün kendi kendine şöyle der: “Şimdiye kadar kimbilir kaç insanın kâtili oldun!” Bu sözle o şu mânâyı kastetmiştir: İnsanlar senin huzuruna gelip ders almak istediler. Sen onların karakterlerini, nelere karşı ilgi duyduklarını tespit edemedin. Verilmesi gerektiği şekilde ders veremediğinden, evvelâ senin şahsına, sonra senin şahsında düşünce dünyana küstüler. Sonra da o büyük hakikate sırtlarını çevirip gittiler. İşte bu mânâda kimbilir sen kaç insanın kâtili oldun!

Bu itibarla irşad erlerinden herbiri, hakkı temsil eden birer fert olarak etraflarındaki kimseleri İslâm davasından küstürmemeye dikkat etme mecburiyetindedir. Bu konuda lâzım olan her şeyi yapmalı, gerekirse onların karşısında iki büklüm olmayı göze almalı ve muhataplarını gücendirmemeye çalışmalıdır.

Eğer tavır ve durumumuzu iyi ayarlayamayıp Muhammedî bir ahlâkla hareket etmezsek, bu kudsî daire içinden, küsen ve ayrılan pek çok kişi çıkabilir. İşte bu mânâda, pek çoğumuz itibariyle kim bilir ne kadar insanın kanına girdik.. ne kadar insana kıydık.. nicelerinin izzet-i nefsini rencide etmekle onları haktan uzaklaştırdık. Haktan uzaklaşan bu insanlar daha sonraları içinde bulundukları kusur ve kabahati müdafaa etmeye ve sizdeki meziyetleri de tenkit etmeye başladılar. Evet, bunların hepsi ciddi bir vebaldir. Eğer böyle bir vebalin altına girmişsek Allah bizleri affetsin. Ancak şunu da ifade etmeliyim ki, Rabbime hamd ü sena olsun, en kötü şartlarda bile hak ve hakikat dairesinden ayrılan arkadaşların sayısı çok azdır.

216