İçeriğe geç

Binaenaleyh bu mevzuda İslâm’ın nokta-i nazarı şudur: Bir yerde bu işi yürütebilecek başkaları varsa, mü’min o işin altına girmemeli ve “Bu vazifeyi kardeşlerim yapsın” demelidir. Mü’min, “İrşad ve tebliğ adına köy köy koşayım. Zira bu benim vazifemdir. Hizmette en ileride olayım. Herkes beş saat çalışıyorsa ben on saat-yirmi saat çalışayım. Mükâfat taksimine gelince de ben bir şey almayayım.” duygu ve düşüncesi içinde olmalıdır. Nitekim Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Amr İbn Âs’a (radıyallâhu anh) ganimetten pay vermek istediğinde o yüce kâmet, “Ya Resûlallah! Ben bunun için mi Müslüman oldum? Niye bunu bana veriyorsun?” demiştir.139 Hâlbuki İslâm, harbe iştirak edenlere ganimeti helal kılmıştır. Yine bir başka sahabi, kendisine ganimetten pay verilmek istenince Allah Resûlü’ne şunları söylemiştir: “Ya Resûlallah, ben bunun için Müslüman olmadım. Müslüman oldum ki –boğazını göstererek– şuradan bir ok yiyerek (şehit olayım).” Daha sonra Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu şahsı bir savaşta, bahsini ettiği yerinden bir ok yemiş olarak bulmuş, başını dizine koymuş ve şöyle buyurmuştur: “Allahım! Senin yolunda hicret etti. Senin yolunda harp etti ve şehit oldu. Senin peygamberin buna şahittir.”140

177