İçeriğe geç

– Ben seni doğru yola çağırıyorum; sen ise beni ateşe atıyorsun, diyerek altınları kabul etmez. Bu sırada hanımı âh u zâr ederek,

– A be efendi, altınları niye almadın? Üç gündür ağzımıza bir lokma koymadık, deyince Fudayl İbn İyâz,

– Beni kurbanlık bir hayvan gibi boğazlamak mı istiyorsun, der.

İşte o devrin velisi böyleydi. Fudayl İbn İyâz’ın ne keşfi ne de kerameti vardı; ama halkın kapısına koştuğu İbrahim Edhem bile, “Biz Allah’a giden yolu onda gördük.” diyordu. Onlar, keşif ve kerametle meşgul olmamışlardı. Nitekim keşif ve keramete bağlanma, zayıf, fakir ve kalben yoksun insanların işidir.

Bu vesileyle bir de şu hususu ifade etmek istiyorum. Benim kendime en yakın gördüğüm insan, Hak adına konuştuğumu ve hareket ettiğimi düşündüğünden ötürü, bir kardeş olarak yanımda duran, bu yola sadakatle bağlı, hayatının sonuna kadar sıradan bir insan olarak dine hizmet etme azmi içinde bulunandır. Kendince beni farklı manevi makamlarda görüp de bu sebeple bana karşı sevgi gösteren kişi gönlümden uzaktır. Beni, köylü Şamil’in torunu olarak, Kur’an’a hizmet ediyor diye seven ise mahbûbum ve makbûlumdür. Bizler keşif ve kerametsiz olarak hizmet yoluna çıktık. Keşfe ve keramete bağlanıp Allah’ı (celle celâluhu) unutanlardan uzağız.

77 Buhârî, şehâdât 9, fezâilü ashâb 1, rikak 7, eymân 27; Müslim, fezâilü’s-sahâbe 210-215.

111