İçeriğe geç

Evet, fikrî ve rûhî bir operasyon gerekiyor. Bu durumun, Allah’ın varlığına ve birliğine dair içimizde bir inşirah ve canlılık meydana getirdiği aynı zamanda Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) dair meseleleri de tahlil edeceğiz ve o da yine bizi doyuracak ve biz, her hâlükârda ter ü taze Müslümanlıkla karşı karşıya kalacağız. Meselâ bir gün Efendimiz’in muhteşem inkılâbını okuyacak; sağlam bir müşâhede ile yirmi üç sene gibi kısa bir zamanda hem bir din tesis edilsin, hem dönmeyen ve döneklik bilmeyen bir cemiyet meydana getirilsin, hem dünyanın en muhteşem iki-üç imparatorluğu dize getirilsin, hem bunların yerine en muhteşem medeniyetler kurulsun, hem içine girildiği milletlerin kaderlerine hâkim olunsun, hem kurulan umranlar sekiz asır devam etsin hem de üç halife zamanında fethedilen yerler, daha sonra Osmanlı ve Selçuklu’nun fethettiği yerlerin bilmem kaç katı olsun.. bütün bunlar çok önemli hâdiselerdir. Başka bir gün, Efendimiz’in erkân-ı harp olduğu hususu ele alınsın.. bir avuç insanla cihanın en büyük ordularına karşı iman adına savaşırken mağlup olmayan Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ordularının O’ndan otuz sene sonra İstanbul’un kapılarına dayanması mütalaa edilsin. Bu öyle muhteşem bir hâdisedir ki, Gibb, Renan ve Toynbee gibi kimseleri şaşkınlığa sevk etmiştir. Bunlar da Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) nübüvveti namına bizi doyuracaktır.

100