Paranoyak, işlerini tahrip yöntemine bağlı sürdürdüğünden, kolay elde edilen bu işte gönlünce elde ettiği sonuçları firaset ve kiyasete veren bir mecnundur. Ama o, tımarhanedeki deliler gibi başkalarını anormal gördüğünden sürekli farklı cinnet tavırları sergiler; kendi gibi düşünmeyenleri hain ve terörist sayarak, gözlerinin onun makamında olduğu ve fırsat elde edince gelip onun sahip bulunduğu şeyler üzerine konacakları paranoyasıyla oturur-kalkar.. korunma adına özel birlikler oluşturur.. sürekli villadan villaya geçerek yer değiştirir durur.. ne yığın yığın korumacı teşkiliyle yetinir ne de iç içe korunma seralarını kafi görür; mük’ab vehimlerle kendi hayatını da, şuursuzca arkasından sürüklenenlerin hayatını da cehenneme çevirir.
Seviyesiz bir ortamda neş’et edip kaderin cilvesi önemli makamlar ve payeler elde eden paranoyaklar, biraz da aşağılık kompleksine bağlı, ‘elde ettiğim imkân, iktidar ve servetleri başkalarına kaptırırım’ paranoyasıyla akla ziyan her türlü hezeyana girer ve iç içe vehimlerle ölür ölür dirilirler. Melekleri, melek ruhlu insanları yılan gibi görür ve şeytanlara yahşi çekmeye dururlar.
Amnofis, böyle bir paranoyaktı; Hazreti Musa (aleyhisselâm) ve İsrailoğulları’nın belli bir güce ulaşacakları vehmiyle hayatı kendine ve arkasındaki akıl-zedelere zehir etmenin yanında, dünya kadar insanın da –tıpkı çağın firavunları gibi– kanına girmiş ve katmerli zulümler işlemişti; mevsimi gelince de kader onun ipini çekmişti.