deyip her şeyi Sahibine havale edebilsek!.. Keşke “Küfür devam eder ama zulüm devam etmez!”86 hakikatine binaen, “Zulmile âbâd olanın, âhiri berbâd olur!” itikadıyla, evveli değil, âhiri görebilsek!.. Keşke her şeyi, olup bitenlere nigehbân Alîm u Habîr’e bırakarak,
inancıyla حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ87 ile soluklansak ve muvakkat mesâibi dillendirmesek!..
Büyüklerin yol erkânı ve vird-i zebânı bu olmuştur; bizimki de o olmalı ve “Bu da geçer!” deyip, zift neşriyat taraftarlarının deyip-ettiklerine kulak asmadan, gönlümüzdeki gül bahçeleriyle çevreyi ıtriyat çarşısına çevirerek burcu burcu gül kokularıyla herkesi mest ve sermest etmeliyiz.
Cenâb-ı Hannân u Mennân, Rahîm u Rahmân bu yolda bize sarsılmayan irade, duruşta kararlılık ve kararlılıkta temadi lütfeylesin!..
84 Bkz.: Aliyyülkârî, el-Esrâru’l-merfûa s.196; el-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 1/478-479.
85 Buhârî, ilim 29, daavât 35, fiten 15, i’tisam 3; Müslim, sıyâm 197, fedâil 136, 137.
86 Bkz.: el-Münâvî, Feyzu’l-kadîr 2/107
87 Âl-i İmrân sûresi, 3/173.