Bu sistemde grev ve lokavt teşvik edilmemektedir. Elbette beşerî münasebetler içinde bazı uyuşmazlıklar olacaktır. Ama kendilerini mağdur kabul eden insanların müracaat edecekleri bir kuruluş mutlaka bulunacaktır. İslâm’da bu gayeye matuf hizmet amacıyla kurulmuş “Hisbe teşkilatı” diye bir kurum vardır.
Zannedilmesin ki, biz bu sözlerimizle ütopik bir hayattan bahsediyoruz. Aksine, asırlarca amansız bir dünyanın en acımasız darbeleri karşısında dahi sarsılmayan ilâhî bir sistemden bahsediyoruz.
Farabî, el-Medinetü’l-Fâzıla’sında ütopiktir. Eflâtun bir ütopya yazmıştır.. ve daha niceleri… ama bunlar hiç yaşanmamıştır. İslâm’la ortaya konanlar ise birer vak’adır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) çok kısa zamanda ilelebet pâyidâr olacak bir sistem kurmuştur.
Şayet günümüzün İslâm âlemi, iktisadî bir çöküntü içinde ise, bunun sebeplerini âfâkta (dışarılarda) aramak yerine her fert kendi vicdan ve hayatındaki boşluklarda aramalıdır. Aslında bu his ve duygu olmadan da hiçbir yere varmak mümkün değildir.