L. Aktif Toprak Anlayışı
Daha önce işaret ettiğimiz gibi İslâm’ın getirdiği toprak sisteminde esas olan, toprağın devamlı canlı tutulması ve mutlaka ihya edilmesidir. Onun içindir ki, Hayber fethedilir edilmez arazi hukukunda mühim değişiklikler yapılmış, o günkü toprak ağalarının elinde pasifize olmuş ve belli ellerde toplanmış toprak, eşit paylarda halka dağıtılmıştır.
O devrin toprak ağaları araziyi iki türlü işletiyorlardı:
1. Toprak, isteyene para karşılığında kiraya veriliyordu. Kiralayan şahıs, o sene hiçbir şey elde edemese de, yine kirasını ödemek zorundaydı ve ödeyemediği miktar onun borç hanesine yazılıyordu. Daha sonra da bu borç, faiziyle beraber alınıyordu.
2. Sulak araziden çıkan mahsul, tarla sahibine aitti. Kiralayan ise, ancak çorak araziden çıkan mahsule sahip olabiliyordu.1
Esasen bu kiralama şeklinde çalışmayı teşvik edici hiçbir husus bulunmadığından, bu çorak araziler üzerinde ciddî bir çalışma da yapılamıyordu. Zira insan, elde edeceği semere nispetinde çalışır. Çalışma neticesinde semere elde edilememesi, ya istikrarsızlık hâsıl eder ya da o işten vazgeçmeye müncer olur.
Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), günümüzdeki ifadesiyle bir nevi arazi reformu gerçekleştirerek, toprağı zenginlerin elinden alıp onu iyi işleyen kişilere vermiş ve onlara vergi vaz’etmişti. Böylece her fert, sahip olduğu araziyi en güzel şekilde işlemeye başlamıştı.
Nitekim Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) toprağı âtıl ve ölü olmaktan kurtarmak için getirmiş olduğu sistem içinde Bilâl b. Hâris’e arazi veriyorlar (iktâ). Daha sonra Hz. Ömer, Bilâl b. Hâris’in araziyi işlemediğini görünce, “Sen bu araziyi işlemiyorsun, Allah Resûlü sana bu araziyi insanlardan alıkoyman için vermedi, (ben onu başkasına vereceğim).” diyerek onun elinden alıp bir başkasına vermişti ki, üzerinde durulmaya değer.2
Dipnotlar
- 1 Taberî, Tarihu’l-ümem ve’l-mülûk 2/139-141; İbn Hişam, es-Sîratü’n-nebeviyye 4/321-325;İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-nihâye 4/199-206.
- 2 Ebû Ubeyd, el-Emvâl s.368.