İçeriğe geç
22. Bölüm

N. Beytülmâl

Bizim en önemli müesseselerimizden biri de beytülmâldir. Beytülmâl, Efendimiz devrinde kurulmuş, Emevî, Abbasî, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde devam etmiş, hususiyle Osmanlı devrinde devletin gelişmesine denk bir seviyeye ulaşmış ve kendinden beklenen fonksiyonu eda etmiştir. Bundan da anlaşılıyor ki, bizim her zaman sistemli bir mâlî yapımız olmuştur.

Beytülmâl, Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) tertip ve tanzimi esas alınarak, Beytülmâl-i hâs,Beytülmâl-i mutlak ve Beytülmâl-i âmme şeklinde üç bölümde mütalâa edilmektedir.

1. Beytülmâl-i Hâs

Beytülmâl-i hâs (hususî beytülmâl), Resûl-i Ekrem’in bizzat kendi hayat-ı seniyyelerinde tesis ve teşkil edilmiştir. Daha sonra halife ve devlet reisleri de hep aynı istikamette yürümüş ve bu müesseseyi yaşatıp korumuşlardır.

Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu hususî beytülmâlden kendi mübarek iaşelerini temin ediyor, sefirleri karşılıyor ve devletlere göndereceği hediyeleri buradan gönderiyordu ki, bu hakkı ona doğrudan doğruya Kur’ân vermişti.1

Ancak O, bu aidattan raiyyetinin en küçüğü, belki en küçüğünün de yarısı kadar bir geçimlik alıyor ve hânesini onunla idare ediyordu. Tebaanın en küçüğü günde kaç defa yemek yerse, -diyelim ki bir defa- Resûl-i Ekrem de bir defalık yemek ölçüsünde bir şey alıyordu. Vâkıa, O’nun günde bir defa yemek yemediği de oluyordu, ama O, en fazla bir defa yiyordu. Çünkü tebaanın en küçüğü günde bir defa yemek yiyordu.

442