İçeriğe geç

Buna delil olarak Kur’ân-ı Kerim’deki bir kısım sert gibi görünen ifadeleri gösterebiliriz. Yalnız, her zaman olduğu gibi burada da ifrat ve tefritlere düşmemek gerekir. Zira bu ifadeler, ister Yahudi, ister Hristiyan, isterse müşrikler için olsun, uç noktayı temsil edenleredir. Üstad bu ince espriyi bir yerde yakalayarak: “Siz, Yahudiyi Yahudiliğinde, Hristiyanı Hristiyanlığında dost edinmeyin.”4 der. Aksi hâlde hususî ahvâlde, hususî şahısların hayatlarında bir kısım hususiyetlere râci olan ahkâmı, umumî mânâda algılamak, onu şiddet ve hiddet kitabı olarak kabul etmek olur ki, bu da Kur’ân’ın ruhuna muhaliftir. Hâsılı biz kendi üslûbumuzdan asla fedakârlıkta bulunmamalıyız.

Uyum Üzerine

Ancak kolektif şuurla altından kalkılabilecek işlerde her bir ferdin bir uyum kahramanı olması gerektiğine inanıyorum.

Evet, her bir fert, kobralarla anlaşabilecek kadar engin sineli ve onları idareye kararlı olmalıdır. Zaten en iyi arkadaş, en kötü insanlarla iyi geçinendir. Sadece iyi insanlarla iyi geçinmek, iyi insanların şiarı değildir. Bence iyi insan, en kötü insanlarla dahi iyi geçinebilen, atmosferin şihapları bağrında erittiği gibi, huysuzlukları, geçimsizlikleri… sadrında, sinesinde eritebilen ve şeytanla dahi –o kadar küfür ve dalâletine rağmen– bir diyaloğu olabilen insandır.

Fakat bütün gayretlere rağmen, uyum adına ortaya konan performans yeterli olmuyorsa, hâdisenin ânında, problemi çözeceğine inanılan birisine intikal ettirilmesi gereklidir. Ama bu mevzuda hiç mi hiç dedikoduya ve gıybete girilmemelidir.

Kendimizi Anlatma

50