İçeriğe geç

Şimdi burada esas olan şudur: Biz, namazı “Beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız öylece kılın.”42 buyuran Nebiler Serveri’nin vaz’ettiği ölçüler içinde kılmakla mükellefiz. Biz dini ve tüm dinî değerleri kendi orijini ile muhafaza etmeye mecburuz. Bu açıdan arkadaşlarımız çok dikkat etmelidirler. Aksi hâlde, Allah: “Nereden çıktı bu baş sallamalı namaz?” diye sorabilir ve Rabbin huzurunda hacaletten iki büklüm oluruz. Kaldı ki, nice vecd ve mevâcîd insanları var ki, namaz içinde bir pervane gibi dönebilirler. Evet, ben böylelerini gördüm. Namazda kendinden geçmiş, bir meczup Mevlevî gibi dönüyor. Şimdi o dönüyor diye biz de mi döneceğiz? Rica ederim, bu ve buna benzer şeyler iradî ve kastî olmadığında günah sayılmasa da, iradî olduğunda mutlaka mesul oluruz.

Sonuç olarak taklidin her çeşidinden olabildiğince sakınıp, tahkikin zirvelerine çıkma her zaman hayatımızda belirlediğimiz hedef nokta olmalı. Hele bu niyeti bir yapalım, peşinden azim ve kararlılıkla yola düşelim, bakalım “Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler.”

“Dini İnceleme İhtiyacı Duyuyorum”

Günümüzde Kur’ân’a gönül veren insanlara Allah (celle celâluhu) öyle güzel işler gördürmüştür ki, zannediyorum bu iş takılıp bir yerde kalsa ve daha başka hiçbir şey yapılmasa, bu hayırlı hizmetlerle milyonlarca insan Cennet’e girebilir. Yani Allah o engin lütfu ve merhameti ile, nâm-ı celil-i Muhammedî’nin dünyanın dört bir yanında bayrak açması için gayret gösteren bu arkadaşları bütünüyle Cennet’ine koyabilir…

Buna rağmen, arkadaşlara bakıyorum da, hâlâ hepsi çok heyecanlı, hırslı ve gayretli. Öyle ki, başarı ile neticelenen her hizmet, onlarda daha bir hizmet aşkının canlanmasına vesile oluyor.

94