İçeriğe geç

Bütünleşme ve birleşme sonucu Türk, Özbek, Kırgız, Azeri, Kazak, Türkmen, Tacik vb. karışımıyla, meydana gelecek olan yapı bizim gerçek kimliğimizi oluşturacaktır. Ve bana göre bizim, millet olarak çağımızla hesaplaşmamız, yaşadığımız dönemin şuurunda olmamız ve devletler muvazenesindeki yerimizi almamız, ancak bu kimlikle mümkün olacaktır.

Tarih Şuuru

Tarih şuuru, toplumun aktivitesi ve canlı tutulması adına önemli bir kaynaktır. Onu hiçbir zaman nazarlardan dûr etmeden içimizde her lâhza canlı tutmamız gerekir.

Tarih şuuru, sık sık müracaat edilen tertemiz bir kevser kaynağı olması itibarıyla yer yer bizim için bir teselli kaynağı olmuştur. Her ne kadar o, “İçinde bulunduğu zamandan çok iyi yararlanamayan ve onu iyi değerlendiremeyen aciz milletlerin teselli için sığındıkları bir bahane” olarak görülse de ben, bu teselli kaynağının çok önemli olduğuna inanıyorum. Zira ideallerimizin fizibilitelerini yapma ve onları pratiğe dökme adına beslendiğimiz kaynak, tarih şuurudur.

Evet biz, Yahya Kemal’in “Ben kökü mâzide bir âtîyim.” mısraında ifade ettiği gibi geçmiş ve geleceğe kuşatıcı bir perspektiften bakabilen, geleceği mâziden gelen ruh ve mânâ kökümüz üzerine bir dantela gibi ören milletiz. Bundan dolayı da sürekli mâzi şuur ve zenginliğine müracaat eder, bir endam aynası gibi onun karşısına, geçip kendimizi sorgular ve ona göre kendimizi hazırlayıp geleceği kucaklamaya çalışırız.

Bu yönüyle tarih şuuru, sürekli müracaat edilmesi gerekli olan bir kaynaktır. Hasımlarımız, geçmişin engin, zengin ve rengin ikliminden uzaklaştırmak suretiyle âdeta bizi birer renk körü yaptılar. Böylece bizim dünyamızı siyah beyaza boyayıp, bizi çok büyük bir zevk kaynağından mahrum ettiler.

163