İçeriğe geç

Yanlış Anlaşılan Şecaat ve Cesaret

Kanaat-i âcizanemce bu tür hadiselere sebebiyet veren yanlış anlama ve yorumlamaların en başta geleni, hikmetin engin derinliklerini teşkil eden şecaat ve cesaretin günümüzde hatalı yorumlanmasıdır. Elbette ki inanan bir gönülde şecaat ve cesaret olması gerekir fakat bunun yanında hikmet ve basiret de olmalı, muhataplarda emniyet ve güven duygusunu temin edecek bir duruş sergilenmeli, hangi şart ve durumda olursa olsun dinin temel disiplinlerine bağlı hareket edilmeli ve meşru hedeflere ancak meşru yollarla gidilmesi gerektiği asla unutulmamalıdır. Farklı bir tabirle, gerçek şecaat ve cesaret; bir Müslüman’ın kendi değerlerini müdafaa etme adına dik bir duruş sergilemesi, hak bildiği meselelerde her zaman sabitkadem bulunması, bu istikamette kolu kanadı budansa da maruz kalacağı her türlü sıkıntıya katlanması demektir.Bu açıdan Saadet Asrı’na baktığımızda, İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallahu aleyhi ve sellem) ve O’nun yanında yer alanların, Mekke-i Mükerreme’de on üç sene boyunca bir insanın tahammül etmesi mümkün olmayan nice hadiseye katlandıklarını görüyoruz. Öyle ki sahabe-i kiram efendilerimiz çoğu zaman gözleri dolu dolu bir taraftan Cenab-ı Hakk’ın kudret-i namütenahisine, diğer yandan da O’nun insanlığı kurtarmak için gönderdiği Habib-i Edib’ine ve O’na inanan insanlara yapılanlara bakmış, sonra da hikmetini tam olarak idrak edemedikleri bu tablo karşısında hayret ve dehşetlerini ifade etme

adına, َمَا َاَْحْ َلََمََكَ َيَا َرََّبََنَاNe kadar halimsin ey Rabbimiz!” de� mişlerdir.59 Bildiğiniz üzere İnsanlığın İftihar Tablosu, Kâbe’nin karşısında başını yere koyup secdeye kapandığında, inkâr ve cehalete kilitlenenler O’nun başına deve işkembesi koymuşlardır. Başlarına taş yağası bu zalimler kaç defa onu taşa tutmuşlardır. Fakat O (sallallahu aleyhi ve sellem), hiçbir zaman

89