temelden anlama ve maruz kalınan problemlere tam uygun çözümler teklif etme noktasında Hz. Bediüzzaman’ın ayrı bir yeri vardır. Bununla birlikte Bediüzzaman’ın emaneti kendilerine teslim ettiği insanlar onun fikirlerini, teşhislerini, ortaya koyduğu çözüm önerilerini onun ufkuna göre kavradılar mı kavramadılar mı bilemiyorum. O zat, iki ayağının bir pabuca sokulduğu oldukça ağır şartlar altında muazzam bir performans sergilemesine rağmen biz, ne yazık ki onun bıraktığı mirası hakkıyla anlayıp hayata geçiremedik.Genel tabloya bakılacak olursa hadiselerin dilini doğru okuduğumuz, alınması gereken dersi aldığımız söylenemez. Maalesef ne Kur’ân kurslarımız ne imam hatiplerimiz ne de ilahiyat fakültelerimiz bu yolda başarı gösterebildiler. Onlar da bu konuda kendilerine düşen vazifeyi hakkıyla eda edemediler ve toplumun istikameti adına rehberlik de yapamadılar. Şimdiye kadar plansız ve sistemsiz hareket edildiği için gönüllerde İslami bir heyecan uyandırılamadı, yüce bir mefkûre uğruna ortaya konulması gereken aksiyon ortaya konulamadı ve topyekûn bir milletin ayağa kalkışına vesile olunamadı. Sebep ve neticelere mahruti (geniş bir perspektiften) bakılamadığı için alınması gereken tedbirler alınamadı.Cenab-ı Hak, bundan sonra acısıyla tatlısıyla yaşadığımız bütün hadiseleri doğru okuyup değerlendirebilmeyi ve bunlardan alınması gereken ibretleri alabilmeyi nasip eylesin.