ruhların hevesleri de kursaklarında kalacaktır. Elverir ki biz, Allah, Peygamber, sahabe yolundan ayrılmayalım ve kendimizi bir kenara bırakarak yaşatma duygusuyla yaşayalım. Üstlendiğimiz emaneti fevkalâde bir azimle, inanmışlık duygusuyla götürebileceğimiz yere kadar götürme gayreti içinde olalım.
İman İksiri veya Şükür ve Sabır
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Ne kadar şaşılacak bir hâldir şu müminin hâli! Başına bela indiği zaman dişini sıkıp sabreder ve bu onun için hayırlı olur. Nimet sağanağına mazhar olduğu zaman şükreder, bu da onun için hayırlı olur.”73
Her daim ifade edilmesi gereken gerçek şudur: “Küfür ve dalaletten başka her hâle hamd olsun.” Sapıklığa düşmemişsek, ahiret hayatının köprülerini yıkmamışsak, Allah’la münasebetimizi koparmamışsak hâlimize hamd olsun. Hayata böyle bakabilirsek zannediyorum fırtınaların şiddeti, dalgaların tsunamiye dönmesi, hortumların yıkıcılığı karşısında sarsılmayız. “Allah var, gam yok!” der, yolumuza devam ederiz. ”Onu bulan neyi kaybetmiştir, O’nu kaybeden neyi bulmuştur ki!” O’nu bulmuşsanız, arayacak başka bir şey kalmamış demektir. Ama O’nu yitirmişseniz elde ettiğiniz hiçbir şey yoktur.
Dipnotlar
- Müslim, zühd 64; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 1/322.