-Ya Resulallah! Sen Allah’ın Peygamberi değil misin?
-Allah’ın Peygamberiyim, ama ben Allah’a isyan etmem.[60]
Bir genç müslüman olmuş. Yaraları, zincirleri ve ızdırabıyla Allah Resûlü’nün huzuruna gelmişti. O’nu takip edecekler de vardı. Hissiyatların galeyana geldiği bir andı. Ömer’in, Cendel’in geriye gönderilmesini kabul etmesi çok zordu. Allah’ın Resûlü Cendel’i geri çevirdi. Cendel yaralıydı. Kalkacak, yürüyecek dermanı da yoktu. Ama Resûlullah’ın emrine ittiba ediyordu.Sürüne sürüne ve acı içinde Mekke’ye doğru giderken de Resûlullah’a tebessümle bakıyor: Sadece emrettiğin için gidiyorum Ya Resûlullah. Ama yine geleceğim diyordu.
Allah Resûlü içinin parçalanmasına rağmen, İslâm’ın atisi ve teâlisi için yüreğine taş basıp Ebu Cendel’i geri çevirmişti. Biraz sonra, hacc için gelmiş ve ihrama girmiş olan Ashabına emir buyurdu. Herkes kurbanını kessin, ihramdan çıksın. Mik’at hudutlarına girmişlerdi. Kâbe’yi ziyaret etmeleri gerekiyordu. Fakat mahsur kalmışlar, gidemiyorlardı. Ashab Resûlullah’ın ihramdan çıkma ve kurban kesme emrini dinlemedi. Resûlulah tekrar ferman etti: Herkes ihramdan çıksın ve kurban kessin. Ashab dinlemedi. Çünkü o anda hissiyat hakimdi. Resûlullah belki vazgeçip bize ferman eder: Yürüyün Kâbe’ye der. Biz de gider Kâbe’yi putperestlerden temizleriz. Bu yolda ölür, Cendel ve emsali mü’minleri kurtarırız, şeklinde düşünüyorlardı. Resûlullah üçüncü defa emretmeye hazırlanırken Ezvac-ı Tahirat’ından Ümm-ü Seleme yaklaştı: Söyleme Ya Resûlallah! Söyleme. Dinlemezler Ya Resûlallah. Dinlemezler de Allah kahreder onları. Sen kurbanlarını kes,ihramdan çık. O’nlar ne yaparlarsa yapsınlar dedi. Allah Resûlü yaşı sayısınca kurbanlarını kesti. Ashab-ı Kiram da kararın Allah’ın kararı olduğunu anladıkları an kurbanlarını kestiler.