İçeriğe geç

Hazret-i Mûsâ ile o kandan, irinden deryaları geçenler hep gençlerdi. Yol yol Ruhullah’ın önünde meşale tutanlar da yine gençlerdi.. Pek azı müstesna Allah Resûlü’nün ilk hâlesi hep gençlerden ibaretti. Başta dört Halife olmak üzere mus’ablar, Habbab’lar, Muaz’lar ve Ebu Cendel’ler hep o devrin gözü sürmeli ceylânları ve daha gençten budanmış fidanlarıydı. Bundan ötürüdür ki, genci olmayan millete helâk olmuş nazarıyla bakılagelmiştir.

Cennet ki; sinesinde, ebedî bir gençliğe mazhar gençleri barındıracaktır. Orada dahi yaşlıların bulunmamasında gençliği tebcil eder. Ne büyük bir remz var icraat-ı Îlâhî içinde, Cennet ehli hep delikanlı, Peygamber torunları da bütün delikanlıların efendisi. İşte Peygamber omuzunda büyüyen en saf, en temiz iki masuma verilen en büyük pâye. Kendi varlığını kurabilmek için gençliğini mâye yapanlar, Kudsî Hadis’in ifadesi ile hiçbir gölgenin bulunmadığı hesap gününde Hakk’tan hususî siyanet göreceklerdir. Rüsvaylık ateşlerinin yüzleri yalayıp yalayıp geçtiği o günde bir anı cihan değer o kusurların setredilişi birkaç talihli içinde, gençlere nasip olacaktır.

İmtihanını burada vermiş, zamanın her parçasına bir ma’rifet dersi işlemiş gençler; Allah’ın meleklere karşı Bakın, bakın deyip muhabbet ettiği en bahtiyar bir sınıftır. Peygamber diliyle ihtiyarlık gelip çatmazdan evvel gençliği ganimet bilenler, hevesat ve hissiyat galeyanı hengâmında yaşlı, kâmil insanlar gibi vakur hareket edenler, milletin cehalet ve körlüğüne karşı cihad edip belâ ve musibete katlananlar, başı gökler kadar âli, gök ehlinin elden ele dolattırdığı nazdarlardır.

109