İçeriğe geç

Bütün bunlardan sonra, hiçbir ihbarında en ufak bir hilâf ve yanlış bulunmayan böyle bir Zât’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) Allah tarafından vazifelendirilmiş bir peygamber olduğu hususunda daha şüphe vârid olabilir mi? Ve binler numuneleriyle gelecekten verdiği her bir hâdisenin vukû bulmuş olması, ebedî geleceğin de kat’iyen vukû bulacağına, güneş gibi açık ve parlak bir delil teşkil etmez mi?

3. İnsan, yaratılışı icabı peşin ücrete meftun ve istekli olduğundan, ne kadar doyurucu ve mebzul olursa olsun, gelecekle ilgili vaadler kendisini harekete geçirmeye kâfi gelmez.. ve gelecekteki Cennet’in ebedî lezzetlerini dikkate almayıp, elindeki çocuk oyuncağı türünden lezzetlerin kurbanı olur. İşte böyle bir insanî tabiata karşı Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), hiçbir peşin vaadde bulunmadan ölüm ötesi Cennet ve ahiret vaadiyle insanların gönlüne girmiş, onları harekete geçirmiş ve hayatlarını buna göre tanzim etmelerini sağlamıştır. Peşin ücrete mübtela insanı bu tarz bir vaad ve geleceğe ait müjdelerle yönlendirmek, yine peygambere has bir keyfiyet olsa gerektir.

O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelecekle ilgili vaad ve müjdelerine inanıp, hayatlarını buna göre tanzim eden ve dünya hayatını istihkarla peşin ücretlere aldanmayanlar, yalnızca sahabeyle de sınırlı kalmamış; on dört asırdır O’nun izinden yürüyüp, getirdiği nizama dilbeste olanlar da, tıpkı ilkler gibi ebedî âlem adına fâni âlemi feda etmekle hem O’nun hakkaniyetini kabul ve teslim etmiş, hem de geleceğin mutlaka geleceğini ve gelecek adına O Sultan (sallallâhu aleyhi ve sellem) ne söylemişse aynen olacağını bilfiil ortaya koymuşlardır.

44