“Ben Mekke’de bir taş bilirim, Peygamber olarak gönderilmezden önce bana selâm veriyordu. Ben onu şimdi de pekâlâ biliyorum.” buyurdular.19
Abdullah b. Mesud (radıyallâhu anh) anlatıyor:
“Biz, Resûlullah ile beraber yemek yenirken yemeğin tesbihini işitiyorduk.”20
Müslim, Ebû Hüreyre’den (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:
Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha ve Zübeyr (radıyallâhu anhüm) Hira dağının üzerinde bulunuyorlardı. Derken, dağ (sevinç veya mehâbetten) lerzeye geldi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem):
“Sakin ol Hira, senin üzerinde bir Peygamber, bir sıddîk ve şehit bulunmaktadır.”21
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mucize olarak korunması
Cabir b. Abdullah’ın (radıyallâhu anh) rivayetine göre, Cabir (Zâtü’r-Rika seferinde) Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile beraber Necid tarafına gazâya gitmişti. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu gazâdan döndüğü zaman Cabir de O’nunla beraber dönmüştü. Dönüşte, ağacı çok bir vadide Resûlullah, istirahat için bineğinden inmişti. Sefer halkı da gölgelenmek üzere ağaçlık içine dağılmışlardı. Resûlullah bir semure ağacı altına inerek kılıcını o ağaca asmıştı. Cabir der ki: Biraz uyumuştuk ki, Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) bizi çağırdığını işittik ve hemen yanına geldik. Bir de ne görelim, Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanında (müşriklerden) bedevi bir arab oturuyor. Bunun üzerine Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) (Bedevinin hâlini anlatarak) buyurdu ki:
“Şu bedevi Arap ben uyurken (gelmiş), kılıcımı alarak kınından çekmiş. Bu sırada hemen uyandım. Kılıç kınından sıyrılmış olarak bunun elinde idi. Bu hâlde iken bedevi bana:
– Şimdi benden korkar mısın? diye sordu. Ben:
– Hayır korkmam dedim. Bedevi:
Dipnotlar
- 19 Müslim, fedâil 2; Dârimi, mukaddime 4.
- 20 Buhârî, menâkıb 25; Tirmizî, menâkıb 6; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/460.
- 21 Müslim, fedâilü’s-sahabe 50; Tirmizî, menâkıb 18.